İnce bir çizgiden bakıyoruz hayata..

| 22 Nisan 2008 Salı

Hayat bir yol.. ya uzun ya kısa.. değişir kişiden kişiye.. 100 yıl yaşamışsındır arkanda bir dikili ağacın yoktur işte o hayat kısadır belkide.. 20 sene yaşarsın ama 100 yıl sığdırırsın o 20 seneye hayat bereketlidir. erkenden göçüp gitsende arkanda bir hoş sâda vardır.

Kimler yokki örnek verebileceğimiz , her sene coşku ile halkın yâd ettiği Turgut Özal arkasında bıraktığı hoş Sâda'nın meyvelerini toplarken öbür alemde.. adı sanı sadece siyaset ve tarihte anılan ismet inönüde geçti bu hayattan.. ki bir zaman sonra adınıda unutacağız şahsınıda.. ama Turgut Özal öyle değil.. adını unutabilirsin ama tadını asla.. ;) kendine has uslübu ile halktandı halkındı.. çekemediler çok sevilmesini ve arkasında bir milletin topyekün durmasını .. çektiler ipini..

Şu hayatta ak ile kara iç içe geçmiş durumda bir gece olması sonrada gecenin dönüp gündüze varması gibi birbiri ardına silsilelenmiş olan hayatın içindeki 
her olay bir önceki olayın sonucuyken bir sonraki olayında sebebi olabiliyor..

Dönüp baksak yakın tarihe bunun sayısız örneğini görürüz.. örneğin ; bir inanışın kökünden kazınmak istendiği ve olanca güç ile saldırılan 28 şubattan sonra şu yaşadığımız günlerin 28 şubatın tam aksi yönünde seyretmesi gibi.. neye niyet ettiler neyi gördüler.. tartışılır.. ama görmek istedikleri Türkiye bu değildi..

Örneğin Çanakkalede iman dolu göğüslerini siper eden bir neslimizi feda etmesek bugün İlhan Selçuk kafalılarla , CHP zihniyetli hödüklerle uğraşmak zorunda kalmayacaktık. Zira o feda edilen nesil.. milleti ihya edecek millette çok ilerilerde olacaktı. ancak olamadı. ve o nesil şehit olunca milletin eğitimi geride kalan entel dantel görünümlü savaştan kaçanlara ve aydın görünümlü cahillere kaldı.. onlarda ilk iş bu milletin başına ateist bir nesil yetiştirmek sevdası ile köy enstitülerini koydular.. o enstitülerde yetişenler ve o enstitüte yetişenlerin talebeleri bugün meydanlarda vaveyla ediyorlar.. vatan elden gidiyor diye.. Oysaki vatan gerçek sahiplerine kavuşuyor.. ve bunu sindiremiyorlar işte..

Mesela Refahı kapatmak için olanca gücü ile uğraşan Nuh Mete Yüksel refah partisinin küllerinden bir AKP çıkacağını bilse kapatmak istermiydi erbakan hocanın partiyi.. ee devran dönüyor.. 

Günümüze bakıyoruz.. Ergenekon iğdiş edildi.. hemen ardından AKP ye kapatma davası geldi.. zamanlama nedense çok düşündürmüştür beni.. ki resmi belgelerlede davanın kaynağı ortaya çıkmıştır. Şimdi ne mi olacak ?

AKP durmadan yola devam edecek.. ve tuzum kuru diye sağa sola saldıran CHP kanaltürke aktardığı kanunsuz paradan dolayı yargılanmaya başladığında
demokrasiye nasıl dört elle sarıldığını göreceksiniz.. tabi bu özde değil sözde bir demokrasi olacak..
İsmet inönü zihniyetinin demokrasisi ne kadar olursa işte o kadar..


Şu dünyada herşey zıttı ile kaim.. CHP olmasa AKP nin değerini bilirmiydik.. Çıplak kadın bedenlerinin sergilendiği zürriyet milliyet vs. olmasa Zaman'ın Yeni Şafak'ın değerini bilirmiydik..İnönü olmasa , Turgut Özal'ın değerini bilirmiydik..

Şu tabloda o kadar pis siyah leke var ki.. 
Temiz olanı seçmek hiç zor deil..

Düşün-ce

| 6 Nisan 2008 Pazar

Şu aralar beynim beni o kadar zorluyor ki..
Bir fikir geliyor aklıma..
Biri bitmeden diğeri..
o bitmeden diğeri..
diğeri diğeri diğeri..
Anlatmak istediğimde uçup gidiyor ne varsa..
Kendime kalsam biraz ,
üşüşüyor üçü beşi hepsi aynı anda..
şu aralar kalamıyorum kendime bile..
düşünce düşünce düşünce..
düşünce düşün-ce insanın içine
düşüyorsun düşüncelerin peşine..
düş(!) ile hayat arasındasın..
Fikren düşüncede
Fiziken dünyadasın..
iki dünya arasındasın..
Araftasın..
Birde bakmışsın bir düşüncenin peşinde
bir gün olmak istediğin taraftasın..

Belki yarın.. Belki yarından da yakın..

| 23 Mart 2008 Pazar

Ara sıra aklıma küçüklüğümle alakalı unuttuğum şeyler gelir.. sanki cebimde hesapta olmayan bir bozuk parayı tamda ihtiyacım varken bulmuş olmanın garip ruh hali gibi bir tad uyandırır..

Mesela küçükken bir keresinde bize misafir gelmişti.. daha doğrusu dedemin bir arkadaşı lakin yaşı çok çok ilerlemiş Allah-u alem belkide 90 vardı.. ben nerden baksak 9-10 yaşlarındayım.. Misafire hoşgeldiniz dedim lakin fazla yaklaşmıyorum.. Çocukluk işte gelen misafiri güya kendi kriterlerimi göre kirli ve pis görüyorum ya .. Dedem tabi ben gelip gittikçe yanlarına bana sürekli misafirimizin elini öpmeyecekmisin falan şeklinde şaka yollu soruyor.. ben tabi her defasında kirli olarak nitelendirdiğim için 10 takla atıyorum yanaşmıyorum .. misafir gitti ben içeri girdim dedemden bir sağlam fırça yemişim.. nerden bileyim dedem rahmetli anlamış neden yaklaşmadığımı.. o zamanlar idrak edemediğim lakin şimdi çok iyi anlayabildiğim şeyler söyledi.. sen o yaşa gelebilecekmisin geldiğinde sen o adam kadar bile temiz olabilecekmisin buna dermanın yetecekmi demişti tabi ben o zaman 9 yaşındayım ve 90 yaşıma gelsemde 9 yaşım gibi olacağım sanıyorum ya vızzz geldi tırıs gitti. Şimdi düşünüyorum.. eğer şimdiki aklım olsa gider elini seve seve öperdim.. bu arada benim adamın üzerindeki kir dediğim şey üzerine dökülmüş bir kaç yemek lekesi..

Geçenlerde bir gazete müsveddesinde bir haber(!) çıktı.. Said Nursi'nin talebisinin elini öpmek için sıraya girdiler. falanca il milli eğitim müdürüde el öptü..

Said Nursi kimdir ? Asrın alimidir.. Hem Seyyid hem Şerif olarak iki taraftan peygamber torunudur.Müceddittir.ve Asrın insanına kuranı kerim tefsiri olan ve içinde insanlığın her musibetinin reçetesi yazılı olan Risale-i Nur'un müellifidir..

Kainatın her zerresine yemin olsun ki.. böyle bir mübarek Allah dostuna talebe olmuş müstesna şahsiyetin değil.. eli.. eğilip ayağı öpülür.. sıkı yönetim zamanında eziyetin her türlüsü ile gayri milli şef döneminde islamın hakir görülüp yok edilmek istendiği dönemde islama sahip çıkmak gibi ateşi
kucaklamakla eşdeğer olan bu vazifeyi koşa koşa ve seve seve üzerine almış her insanın bu milletin safiyane duyguları ile her zaman milletin başının üstünde yeri vardır..

hatta öyle ki. hayatını islam hizmetine adamış nice kameti bala'yı bu millet cenazelerinde milyonlarla uğurladı Rahmana.. düşünün bakalım sizin cenazenizde cami imamları ve müezzinleri zorunlu olmasa namazınızı kıldır talkınınızı verirmi..

Hacı Kemal Erimezleri düşünün , yedi ceddine yetecek altın madenleri varken , islama hizmet için neyi varsa yoksa Ebubekirce(r.a) harcadı hepsini vefatında üzerindeki battaniyesi bile komşudan emanetti.. onların bu samimi davranışları bile davalarındaki sadakati gösterirken .. Sizin bir iğne boyu yol alamayışınızı ve davanız için şahsi birşeyinizden feragat edemeyişinizi gördükçe sizinde onlarında yeri gönlümüzde pekişiyor..

Bir tarafta peteklerce tadına doyum olmayan bal kovanları ve onu taşıyan adına sure inmiş bal arıları.. öbür yanda kovandan balı çalmak heder etmek için durmadan ses üreten başkada hiçbir işe yaramayan "EŞŞOĞLU EŞŞEK ARILARI"

Ne diyor Bediüzzaman , '' Biz acele ettik kışta geldik.. Sizler baharı , yazı göreceksiniz ''

İşte tamda bu bahar aylarında , baharın ve yazın gelişinin ve ülkeye bahar geldiğinde tertemiz biçimde baharı karşılamak için girişilen temizlik var diye sesi çıkıyor bu eşşek arılarının.. kovanlarına çomak sokulmadı.. kovanları alaşağı oldu dağıldı diye işte bütün bu panikleri.. bütün kirli tezgahların arkasındaki mabed ifşa oldu diye.. panikleri.. ve saldırganlıkları..

Merak etmeyin.. bu girişilen mücadelede geriye dönüş yoktur.. Kış geride kaldı bahardan sonra gelecek olan yazdır.. her baharda sıkıntıda vardır.. bir ağacın çiçek açması nice gizli sancılarla olur..İşte 1400 yıllık ulu bir çınarın yeni bir bahara girerken çektiği sancıdır görülen.. çınarın gövdesine işlemiş olan cerahatın atılması için verilen mücadelenin gözle görülür yarasıdır temizlenmek istenen..

Girişilen bu mücadele bizler için ne sürprizdir . nede şaşırtıcıdır.. önceden bilinen günü gelmesi için beklenilen ve adı konmadan haber verilendir..

2003 yılının Nisanında kütahyada öğrenciyken denilmişti bir dost meclisinde.. net tarih verilerek 4 seneye kadar dengeler değişecek , 2010 yılında türkiye adına yakışak şekle bürünecek diye..

Günler geçiyor.. Geceler geçiyor.. zaman geçiyor.. geliyor beklenen zaman..

Belki yarın.. Belki yarındanda yakın denilen zamandan dahada yakın..

Toparlanıyor Devlet ebed müddet Osmanlı'nın torunları.. Tarih sahnesinde verilen bir 310 senelik moladan sonra geliyor adaleti hakkıyla taksim eden neslin evlatları..

Siz ?! ne sanmıştınız.. Yanınıza kâr-mı kalacaktı..

daha film yeni başlıyor olm !

ekşın sahnelerine daha geçmedik.. filmin tadı orada çıkacak.. daha paçanız tutuşmadı..

bu akşamda dönüp dönüp nedendir bilinmez 4-5 keredir o malum gazetenin sitesine bakıyorum..

'' Lanet olsun içimdeki şu Eşşek sevgisine ''

Kim kimin önünde şu dünyada..

| 27 Şubat 2008 Çarşamba

Bugünlerde en çok beni sarsan derinden derine yoklayan mevzu.. şu hayatı içtimaîyede kim kimin önündedir. İnsanda şüphesiz doymak bilmeyen bir nefis.. Bir bulsa bir daha ister karayı alsa akta benim olsun der misali.. ne elde etseniz gözünüz ilerilere ister istemez kayıyor..

Önceden üniversiteyi bir kazansakta bitirsek derken şimdi bu bölüm kesmedi şu bölümede bakalım diyoruz.Bu okulada yazılalım efendim yok şu kursa gidelim bu eğitimi bitirelim derken çürüyüp gidiyoruz içimiz boşalıyor.. hayattan tad alma dokularımız kopuyor bedenden biz robotlaşıyoruz..

Okursun doktor olursun.. yolsuzluk yaparsın hakimin önüne gelirsin.. okursun hakim olursun ev almak istersin mimarın önüne gelirsin.. okur mimar olursun karnın acıkır aşçının önüne gelirsin aşçı olursun.. kabiliyetin vardır yada okulunu okumuşsundur aşçı olmuşsundur hasta olursun doktorun önüne gelirsin.. çocuğun olur eğitim yaşı gelir öğretmenin önüne gelirsin .. okumuş öğretmen olmuşsundur eşya alacak olursun tüccarın önüne gelirsin.. o olursun bu olursun şu olursun ama hep birilerine muhtaçsın.. hep birilerinin önüne gelmek üzere yol alırsın.. ve bir gün ne olursan ol .. yol biter gün biter nefes biter istesende istemesende imamın önüne gelirsin ..

Dünya defterin kapanır yeni bir mecradan yol açılır , kabire girersin Münker ve Nekirin önüne gelirsin.. gün gelir kıyamet kopar Arş'ın önüne gelirsin.. Arştan hesabın önüne gelir.. Sen sonrasında sırat köprüsünün başına gelirsin.. ondan sonra ya cennetin kapısına ya cehennemin kapısına gelirsin.. ve zaten bu da önüne geldiğin son şeydir.. dahada önüne geleceğin birşey yoktur sonsuz nimet deryasında yahut sonsuz azap çukurunda ..

Şu üç günlük dünyada insanları görüyorum nokta kadar çıkar için dünyaları gözünü kırpmadan yakan mazlumu ezen ..

Yüreğim eziliyor artık dayanamıyorum.. Beynimi Hafakanlar basıyor.. Ne gecem gece ne gündüzüm gündüz.. başımda gitmek bilmez bir ağrı..

Depresyon deniliyor ilaçlar veriliyor.. ama sanırım bu da derdime derman olamayacak.. benim derdimin tek dermanı sosyal adalet! güçlünün değil haklının korunduğu ve hakkının teslim edildiği . kuzunun yalakalık olsun diye kurda kurban edilmediği , yetimin hakkının yenilmediği.. bir yaşam istiyorum..

Ama korkarım benim bunu bu dünyada görmeye ömrüm yetmeyecek..

Ama bilmek bile huzur veriyor ki.. Hesabın sorulacağı haksızlığın yapanın yanına kâr kalmayacağı bir yere doğru gidiyoruz.. Benim gücüm yetmeyipte ses çıkartamadığım sosyal adaletsizliğin hesabının sorulacağı ve kimseninde karşı koyamayacağı bir sonsuz kudret var..

Bu dünyada '' şimdilik '' adalet sağlanamasa'da..

Monte Cristo kontu'nun son sahnesinde denildiği gibi..

Adaleti Allah Sağlayacak..

İstesenizde istemesenizde.. İşte o gün adaleti ve kimin ne hak ettiğini hep beraber göreceğiz..

Belki bizde adalet mizanında suçu günahı ağır olan güruhun içerisinde olacağız ama hiç olmazsa mazlumun hakkı mazluma verilecek ya bunun düşüncesi bile rahatlatıyor içimin dört bir yanını söndürüyor ezilen ve yanan damarlarımı..

Kim bilir belkide '' Merhamet '' denilir affediliriz..

Siyasi-Komedya

| 19 Ocak 2008 Cumartesi

Malum gürühu şu aralar ibret dehşet ve hatta kahkahalar eşliğinde izliyor dinliyor okuyor ve gülüyorum..

Tamamen bir çamura yatma..maçı biz alamadık madem hakeme küfredelim kırmızı görelim tatil olsun maç biz yenilgiden kurtulalım havasındalar..
Şu aralar çırpınışlar resmen ve gözle görülür seviyede ayan ve beyan ortada..
Açıkça türban deyip , yok efendim siyasal simge deyip saldırmayı vazife biliyor buradan kendilerine iş icad ediyorlar..

Zürriyet gazetesi bu konuda çok duyarlı(!) sosyolog yanını sevdimin herifi sağ duyu deyip deyip soldan vurma gayretlerinde.. yok efendim ben herkese eşit mesafedeyim havası verip işler istediği gibi gitmediği vakit.. bakıyor ki.. içeri sızma operasyonu yattı bakıyor ki Truva atı çamura battı alenen saldırı başlıyor.. Aydın Doğan A.Ş kalemşörleri ve salakşörleri bu konuda ellerinden geleni ardlarına koymadan fevkalede her zaman bir B planları var.. ancak onların her tutmayan planlarında bir sonraki harfe geçilecekse bir tavsiyem olacak.. harf harf değil sayı ile ifade edelim planları.. a planı b planı gibi değil 1.plan 2.plan gibi.. zira sizcede malumdur ki.. Türkçemizdeki..harf sayısı kısıtlıdır.. üzülmeyin ama 29 harfde iyi..ya havaide olsaydık ? 8 harf var sadece bitiktiniz yani..

hiç bir plan tutmadımı..merak etmeyin sakın sakin olun bu film bitermi sandınız :) Hemen devreye Ahmet Hakan girer :) Bir zamanlar Erbakanın kızına asılan sarkan hani şu kirli sakalı ile bütünleşik sakalı gibi karakteri ruhu ile bütünleşip zihinlerimizde özdeşleşmiş truva atı kahramanı.. :) Yavrum sakallı taraf değiştirdin bunu anlarızda sakın bize truva atını oynama benden demesi.. Truvada o tahta atı yakmadılar.. ama biz burada adamı yakarız.. heleki senin gibi saf temiz niyetli görünerek aramızda Nifak tohumları saçmak gayreti ile dolaşanları.. cahiliyenin münafıklarının alışkanlıklarını aramızda gezdirenlere bizim bu tarafın merhameti olmaz bak benden demesi :) yarın bunak patronun seni buruşturup attığı vakit gidecek kapında yok.. dönecek evinde yok.. Artık nifak tohumlu köşe yazılarını evinin bahçesine ekersin.. yok efendim Hayrunnisa hanımla Emine hanım arasında 7 fark .. yok efendim Erdoğanla Gül arasında 6 fark.. valla sayamadım ama öyle 6-7 fark değil bizim olayımız.. sanırım en yakın rakibe seçim vakti %20 den fazla fark attık.. onun havasındayız :)

Ha bu arada Ekşi sözlükte tamda senin uzmanlık alanına göre bir konu var.. '' Tecavüzcü coşkunla Nuri Alço arasındaki farklar '' adı altında..

Alakayı kuramayanlara.. malum A.hakan bey sakal olarak Coşkuna.. karakter olarak alçoya çekmiş.. maşallah :) karakter konusunda fazla irdelememek lazım en iyisi..

haa bide unutmadan.. Zürriyette şey vardı.. şu Emin'in kankası.. klarnetçi Bekir coşmuş kudurmuş çıldırmış :) ne dersen de olur o.. %47 yi görünce apışmış.. ama helal olsun şirazesi şaşmamış.. hala ders almamış ve hala tam tüm performans ile saldırmaya devam.. :) iyiki varsın sen olmasan yemin ediyorum kime gülerdim ben :)
Eminin sloganı.. Kovulduk ey halkım unutma bizi :)
Bekirin slogan : Ezildik ey halkım unutma bizi..

e artık ikisinin arasındaki 12 farkı bulmakta ahmet hakana düşer :)

Yalçın bayer , Mehmet Yılmaz , Oktay Ekşi , Yalçın Doğan gibi laikçi zurnacı mızıkacı takımını ben yazardan dahi saymıyorum.. :) Zira Poaş yüzünden vergi cezası geleceği vakit.. daha hazırlanmamış olan evrakların yalan dolanla dolu olduğunu söyleyerek sadık doberman köpekleri gibi patroncuklarını savunuvermişti ezikcikler..

( mahalle baskısı yoksa eğer bu tavırda Ertuğrul Özkök usulü..kesin bir Patron yalakalığı var.ama ben ısrarla iddia ediyorum ki.. yalakalık değil baskıydı oradaki.. )

Ki aklıma gelmişken.. şarkıcı türkücü Ercan saatçi Zürriyette nasıl spor yazarı olur ?

El cevap : Sosyolog yanını sevdimin herifinin büyük kızı ile evlenirsin kayınpeder kontenjanından spor yazarı olursun :) çok şükür yine spor yazarı olmuş.. en fazla iddia oynayanları peşinden sürüklüyordur.. ya Ekonomi yazacağım diye kayınpedere mızmızlansaydı ? ( Şeytan kulağına kurşun ! Allah yunanistanın başına bile vermesin böyle musibeti )

yaani cancağızlarım

Laikçi mızıkacı amcalar bu aralar iyice tutuştu.. :) haaa bu konuda zürriyet ne kadar kraldan çok kralcı olarak ön plana çıksada kralın hakkı krala demek lazım Cumhuriyetteki ilhan selçuk amca da performans olarak her konuda mutlaka yırtık dondan çıkarcasına olayı tarikat - amerika - BOP - AKP - Şeriat - Fethullah Gülen hendesesine bağlıyor ya.. her defasında okuyunca diyorum ki helal olsun adama nasılda çözmüş olayı.. harbiden öyle bir çözmüş ki.. artık kendisi bile bir yere bağlayamıyor ucunu.. ben kendimi bildim bileli aynı hesaba çalışıyor ama bakıyoruz ki ne bir dediği doğru çıkmış nede olacak dediği olmuş.. veya olmayacak dediği olmamış.. ya amerikadaki amcalar bu adamcağızla ciddi ciddi john benjamin geçiyorlar.. ne derse tersini yapıyorlar yada bu amcanın asimetrisi çok pis fena şaşmış.. sağ deyip elini sol kulağına uzatıyor.. kaşığıda ağzı diye artık neresine sokuyorsa

buraya kadar olanlar işin birinci perdesiydi..

Bu perdede izlediğimiz figüranlar rolü kıvıramadı.. Seyirciyi gazlayamadı .. seyirci bunların tribüne oynama numarasını yemedi..

Şimdi işin medya ayağı yattı ya çamur at izi kalsın.. halkta bunu yesin numarası tutmayınca işi kolay yoldan kıvıramayacaklarını anlayan güruh.. biraz daha ciddiye aldı işi..

Artık o otel senin bu toplantı salonu benim sağda solda toplanıp alternatif peşindeler.. Kimi çıkarırızda bu Tayyip Erdoğan'ı indiririz düşüncesindeler..Valla kimi çıkarırlarsa çıkarsınlar.. hatta şapkadanda tavşan çıkarsınlar ama HALK bunu yemez.. çünkü alayının sicili bozuk..

Doğu Perinçek dediğiniz adamın adını bi arattırın google 'da .. Apo ile el ele çiçekli böcekli resimlerini göreceksiniz.. ve sonra her devrin adamı olma yolunda hangi düşünce revaçta ise ona oynadığını göreceksiniz.. Seçimlerden öncede nereden oy kaparım düşüncesi ile İslamiyete övgüler dizdiğini unutmamak lazım.. O gün Kuran ilahi bir mesaj diyen adam bugün kurandaki örtünme ayetinin işareti ile örtülen başörtüye kara bir bayrak diyor..Fırıldak bile rüzgarda daha az döner bunu bakarsanız rahatlıkla görürsünüz..

Bir diğer devrin adamı tuncay özkan.. 3-5 kişilik kanalında personeline maaş dağıtamayan aç susuz bırakan adam ülke ekonomisi yönetecek ! ve bunu nasıl yapacak.. kemalistiz ,laikiz , cumhuriyetçiyiz .. bandından bol bol tekrar ederek.. bu plan olurmu ? tabi olur ..hatta kalbe ve damar tıkanıklığına bile iyi gelir..

Tabi yersen ?!

valla şu aralar durumları o kadar vahim ki.. Show TV nin ilk kuruluş yıllarında bugünlerin beyaz show Zaga gibi programlarının atası sayılacak Rüstem Batum Show'u icra eden amcayı bile Erdoğanın karşısına çıkarmayı düşünüyorlar.. artık işin vehametini buradan siz çıkartın..

Haaa uzun bir aradan sonra gündeme dair yazmışız..

Pkk'nın başına inen bombalara değinmeden olmaz..

Bir zamanlar dağdaki teröristler ortamları iyiyken doğuda bazı radikal radyoları arayıp şarkı isteğinde bulunuyorlar.. ve genelde.. '' ada sahilleri '' fln çalınıyor..
Terörist yada terör sempatizanı olduğu anlaşılan bir kişi arıyor bi gün radyoyu.. biraz konuşuyor oradaki zibidiyle.. ve istek şarkı belirtiyor..
'' Dağlara gülüm dağlara '' fln gibi bişey.. ya nakaratı yada şarkının adı tam bilemicem .. Tabi Dj bozuntusu büyük bi iştiyakla şarkıyı çalıyor bangır bangır..
'' Dağlara gülüm dağlara gel '' diye..
Şarkı bitiyor.. Bu sefer başka birisi arıyor.. kendisini tanıtıyor.. Ben Jandarma komando er falanca filanca.. tabi az önce mutlu mesud şarkıyı çalan zibidi bi afallıyor..Tabi Er bozuntuya vermiyor dinliyoruz sizi fln yapıyor ve bir şarkı isteyecektim diyor.. Dj soruyor ne çalalım efendim sizin için ?
Asker cevabı yapıştırıyor..

'' Dağlar gelir seni delik delik oyarım ! ''

İşte PKK nın başına gelen bu minnacık ayrıntıda gizli.. yıllardır sahip çıkanları böyle bir hamleyle etkisiz bırakırsın.. vezir düşer ve sen karşı tarafın şahını almak için sağlı sollu bindirirsin.. Ortadoğunun F..şesi lakaplı dönek ikiyüzlü talabani ve barzaniyi bir hamlede masa başında ekarte edersin.. vee gerisi malum..

Dağlar seni delik delik oyarım

Haa bu arada Cehahahahahape mi dediniz ?..

Aman abi.. onlara hiç dokunmayalım.. zaten kendi içlerinde birbirlerine dava üstüne dava açıp kendilerini kendi içlerinden kemirmekle meşguller :)

ve birbirine düşmüş olmayı herkesin sesi çıkıyor demokratik ortam bu demek gafletinde bulunacak kadar iyi görüyorlar ya..

Bu kadarda düşmüşünüz.. aslında size solaklamadan gelişine bi vole çakmak lazım ama..

neyse düşene vurulmazmış :)

Nostalji..

| 27 Kasım 2007 Salı

Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız

LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...

SHOW TVnin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV

önce hüplet sonra gümlet hayat felsefeniz olmuşsa

Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa

Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)

Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız

Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız

Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız

Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)

Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa

Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse

Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa

Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız

Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa

Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)

Clementine sizde derin izler bırakmışsa

Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız

Commodore 64de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız

Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa

bandıra bandıra ye beni şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa

Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız

Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız

Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız

Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz (Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı...)

Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız

Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa

Pazar geceleri yıkanma günüyse

Seden Gürelin neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız

Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa

Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,

Tetrisi süper hızla oynayabiliyorsanız,

MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)

ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.

Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,

Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz

Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.

Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon, Topitop, Yumiyum...vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa

Sulugözü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa
Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbieyi karşılaştırıyorduysanız

Tsubasayı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız

Hey Corç versene borç deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız

Macarena dansını yapabiliyorsanız

TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa

Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız

İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz

Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.

Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.

Power Rangersın renklerini hatırlıyorsanız

Olacak O kadar, Yaseminin penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.

Lambadanın müziği kulağınızda çalabiliyorsa

Nereye çufçufluyoruzun kimin dediğini biliyorsanız.

Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz

En sevdiğiniz sayı altıysa

Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse

Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa.

Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız

Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz

annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız

Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız

Çocukluğumuza dair nostalji zamanı

EVET YAŞLANIYORUZ

Özlemek ;)

| 15 Kasım 2007 Perşembe

Bu aralar sık sık özlüyorum seni..
içimde sudan sonra susuzluk sessizliği..
içimde bir yangının doyasıya yanmışlığı
Yangın sonrası Kül kokusu ve sıcaklığı
Aşkın en tatlı yeri
içimin yangın yeri..
Biliyorum..
Evet cok iyi biliyorum..
Seni öylesine seviyorum..
Az buz değil .. ölçüsü yok
biliyorum ama belirtemiyorum..
Seviyorum
gülüşünü duruşunu
kalbinin kalbime vuruşunu..
içinde senin olduğun mutluluğu..
Seviyorum..
Hiçbirisi olmasa bile
Sadece seni..
Sen olduğun için..
Seviyorum..
Tutuşuyorum..
Aklıma sen düşüyorsun..
Hayaline gülümsüyorum..
Seninle bir geleceğin hayali..
Birlikte gelinen yolun başı..
Gezilen yerlerde bırakılan her bir An'ı
ikimize aynı anda çarpan rüzgarı..
paylaşabileceğimiz ve paylaştığımız ne varsa
bir geleceği , bir hayatı..
mutlu bir ev'i ..
Sıcak bir kitap arasını..
Seviyorum..
Tuzu , suyu..
herhangi bir ağacı..
ve sadece sen olduğun için..
Seni..



Cii 15/11/07

Bu Filmi izlemiştik..

| 20 Ekim 2007 Cumartesi

2oo4-2oo5 sezonu.. Beşiktaş kadıköyde Fenerbahçe ile oynuyor..

Maç oldukca hararetli ve yüksek tempoda geçiyor.. Derken kalecimiz Cordoba kırmızı kart goruyor ve oyuncu değişikliği hakkımızda dolduğu için maçın son 20 dk'sı Pancu'nun kaleciliği ile geçiyor.. kalecimiz cordi kırmızıyı gordugu anda 3-2 gerideyiz. kalecimizde olmadıgına gore fener 5 daha atar diyor spor yazarları..

Sonuç : Febe:3 BJK:4 ..

Kartallar Kadıköyde Zaferi yazmışlardı...

Yıl 2oo7 ..

Beşiktaş 9. hafta maçında Trabzonun konugu.. Avni Akerde seyirci yok cunku Trabzon cezalı durumda.. Maça hızlı başlıyor Trabzon .. ilk 6 dk da 2 golle one geciyorlar..Daha ilk yarı bitmeden Beşiktaş Burak ve Delgado ile Eşitliği buluyor..İlk yarı bu skorla bitiyor..Maçın ikinci yarısında Bobo dakika 69. da takımı öne geçiriyor ve 5 dk sonrasında Takım 10 kişi !.. ve kırmızıyı gören oyuncu Rüştü! yani kaleci yok.. oyuncu değiştirme hakkımızda dolmus.. ve golü atan Bobo geçiyor kaleye.. Sağlı sollu atakları kesiyor.. kritik kurtarişlar yapiyor.. Trabzon forvetlerine geçit vermiyor ve 90 dk bittiği anda Zaferi yazan Beşiktaş oluyor..

Sonuç :

Yıllar değişir , Oyuncular değişir.. Ama Değişmeyen Beşiktaştır..

Bahar..

| 13 Ekim 2007 Cumartesi

Bilgisayar Sorunsalı

| 7 Ekim 2007 Pazar

Eğer bir adet windows işletim sistemine sahipseniz.. ( sürümü önemsiz alayı aynı ) mutlaka en az bir adet problemede sahipsinizdir.. Eğer hayir bende sorun yok diyorsanız ( muhtemelen ) farkında değilsiniz..

Eğer bir adet Mac bilgisayara sahipseniz.. Sorunsuz bir hayatınız soz konusu olabilir ancak bu seferde diğer sistemlerle uyumluluk programlarla uyumluluk gibi konularda cok kısıtlı kaldıgınızdan sıkıntı yaşayacaksınız..

Eğer bir yada birden fazla Linux işletim sistemine sahipseniz sizden iyisi yok.. sınırlarınız sonsuz.. Kalıplarınız yok.. Herşey ama herşey sizin dur dediğiniz yere kadar gider . Sistem emrinizdedir. Virus derdiniz yok.. Dosya sistemi ext3 oldugundan ötürü hız konusunda bilgisayarınızın peformansı daima sınırları zorlar.. bir iki işletim sistemi sürümü değil sizi yüzlerce Linux çeşidi bekler..

Eğer Linux'unuz varsa mutlusunuz..

Millete Linux demekten Linux'u anlatmaktan dilimde tüy bitti..

Ancak rahata ve hazıra alışan arkadaşlarımız .. Bedava özgürlük yerine :) 100 $ lık tutsaklıgı tercih ediyorlar..

Mantık almıyor değilmi ?..

Şimdi Bir denklem..

Türk halkı hazırı ve kolayı sever.. Doğrumu ? Evet..

Türk halkı pahalıyı değil ucuzu sever.. Doğrumu ? Evet..

Türk halkı özgürlüğü sever.. Doğrumu ? Evet..

yaman bir çelişki var..

Aslında çelişkiler ve paradoxlar mekanı olan ülkemde fevkalade normal bu..

Yukarıda saydıgımız dogru olan her üç önermede sonuna kadar tekrar tekrar dogrudur..

Ancak sıralaması vardır..

Hazırcılık > ucuzluk > özgürlük ( yani hazırcılık büyüktür ucuzluktan oda büyüktür özgürlükten..)

Bu kanıya neredenmi varıyorum..

Linux , çok ucuz hatta bircok surumu ucretsiz internetten bile indirilebiliyor.. ve sonuna kadar özgürlük..

ancak Hazırcılık bakımından windows armut piş agzıma düş kıvamında oldugu için çatır çatır para ödüyorsun..ve karşılığında bir çuval sorunuda kendisiyle getiren bir sistemi kuruyorsun..

Bu ülkede bilgisayar kullananların %90 a yakını.. windows kullanır.. ve bu %90'ın da %90'ı windowsa para vermez.. sağdan soldan copy CD key bul vs..

Bu da neyi gösterir.. windowsu kurarak hazırcılık eden .. birde üstüne parasını odemeyerek ikinci kez hazırcılık ediyor..

Windows bunu engelleyemez mi ? Bal gibi engeller ancak işine gelmez.. çünkü engellediği zaman müşteri sayısı azalacaktır.. buda işlerine gelmez.. en büyük olmazlar olsalar bile daha küçük en büyük olurlar.. Oysa şimdi 3 milyar kullanıcısı varsa bunların 2 milyarı lisanssız ise.. lisanssız olanlardanda para kazanıyor nasılmı ? Reklam alıyor.. Bileşen satıyor.. ..Senin vermediğin o Cd parasını o senden nasıl nasıl kazaniyor dolaylıda olsa..

Bill gates.. saniyede 250 $ kazanıyor.. Adam yere 100 $ düşürse eğilip alıp dogruluncaya kadar zaten 500 $ kazanmış olacak.. neden zahmet edipte eğilsin ki..

Bakırköy Adliyesinde Hayat..

| 6 Ekim 2007 Cumartesi

Aslını isterseniz devasa bir bina..

Ancak içi boş.. planlama sıfır.. Bir Rivayete göre inşaatı üstlenen firma Cemil Çiçekin (Eski adalet bakanı) yeğeniymiş fln da işte neymiş onun için inşaat ne kadar dandikde olsa ona yaptirilmiş vs vs.


Şimdi insan düşünüyor.. Ulan olmayacak iş değil.. insanda nefis var.. olurmu olur yapılırmı yapılır.. o arada aynı insan bida düşünüyor.. lan olm akıllı ol.. bu inşaat tam 1o yıl sürmüş 10 yıl önce ne cemil vardi ne çiçek vardı nede yeğeni vardı.. :) bu durumda teori out !

Dediğim gibi Ne zaman Adliyeye girsem aklıma iki şey geliyor.. Hani Labirentin bi yerine peyniri koyarsın.. fareyide diger uctan salarsın ara ki bulasın.. Ahanda bizim hikaye aynen o bi yıgın vatandaş boynunda görevli kartı olan kimi gorse surası nerede diye suali patlatir.. :) Yanliş yonlendire yonlendire artık dogru yerleri gosterebilecek seviyeye geldim ve bu 4 ay sürdü :) buradan adliyenin ne kadar buyuk bir mimari şaheser oldugunu siz cıkartın..

Aklıma gelen ilk şey olan labirent peynir fare üçlemesinden sonra adliyenin bende çağrıştırdığı diğer bir şey Half Life !.. hani bilgisayar tutkunlarının bildiği kan revan oyun.. orada bolumler var mesela Crossfire , Dust , ilk aklıma gelenler.. Emin olun bizim adliyeyi oldugu şekliyle Bilgisayar ortamına taşısak.. ve oyunun bir bolumu yapsak bölümün adınıda Adliye Fire! koysak.. Half Life tekrar hit olur :) o derece.. Adliyede dolasirken bazen sanki sagda solda bi yerlerde Half life in enerji kutularını yada silahlarını gorecem gibi geliyor.. hani bazende karşıdan geleni öldürmem gerektiğini dusunmuyor değilim :) ne de olsa oyun canım.. ben burada öldürsem adliyenin baska bir yerinde tekrar dirilecek ve vuruşmaya devam edeceğiz :) ..

Adliyede ilk göreve başladığımda Çocuk mahkemesindeydim.. yani ne kadar hayırlı evlat var onlarla ugraşıyorduk :) .. ve çocuklar asla suçlu değildir.. hepsi masumdur ancak Suça sürüklenirler :) bu mantıkla dusunecek olursak sanık diyemeyiz o masum yavrucaklara .. onlar ancak '' Suça sürüklenen çocuk '' olabilirler.. Artık nasıl bir cocuksa ve o nasıl bir suruklenmeyse 12 yaşında 70 kapkaç vukatı var.. E yani yuh artık.. çocuk suça sürüklenmiyor gittiği yere suçu peşinden sürüklüyor.. Çocuk suç değil ki.. bu dakikadan sonra Suç çocuklu.. Hatta yakında bu gibi durumlar için Suça sürüklenen çocuk deyimi değişebilir.. Bir kaç önerim olacaktır en azindan.. Suçu peşinden sürükleyen çocuk , Çocuğa sürüklenen suç vs.. türetilebilir..

Neyse ki çocuklarla ve onların suçlarıyla uğraşmaya alışmıştım komisyondan haber geldi.. :) personeliniz ismail demirsoy yeni kurulan 9. sulh hukuk mahkemesinde görevlendirilmiştir.. Bu demek ki topla olm tası taragı :) göç var.. ve aynende oyle oldu..

1 ekim den itibaren sulh mahkemesindeydim.. yani bu yazıyı yazarken 5 günlük hukuk mahkemesi tecrübesine sahibim.. ancak ne tecrübeydi be :) 5 iş günü süresince ancak ve ancak toplasak 10 dk oturabildim koltuguma.. Ceza mahkemelerinden gelen birisi için Hukuk mahkemesi sudan çıkmış balık kıvamındasın demek.. işi bilmiyorsun iş akışını bilmiyorsun.. süreci bilmiyorsun yeni mahkemesin tek kişisin.. her eksiği sen gideriyorsun her işe sen koşuyorsun.. ve yeni mahkeme oldugun için tüm dosyalar sana geliyor bu da gunde ortalama 60 dosyaya tekabul ediyor..

Evet uzun süren suskunluktan sonra ilk yazıyı yazdık..

Bakalım bir sonraki ne zaman..

Bu arada işletme derslerinden full geçmişim :) bunca iş güç arasında nasıl başardığımı bende bilmiyorum tam olarak :) ..

Not hemde en dip not : http://www.yapi.com.tr/turkce/Haber_Detay.asp?NewsID=52938 linkinden labirentimiz hakkında daha derin ve daha kapsamlı bilgilere sahip olabilirsiniz :) ..

ilk yerim 2. kat 7. bloktaydı.. şimdi 6 kat 1. bloktayım.. bu su demek ..

Linki tıkladıgınızda en ustte goreceğiniz resimin.. sağ alt köşesinden sol üst köşesine transfer oldum :) ..

Bu arada o mesafeyi yürüyerek , yürüyen merdivenle yada asansorle 6 dk da gidebiliyorsunuz :)

Tabi asansorün boş olması ve zamanlamanızı denk getirmeniz gerekiyor :) ..

Yürüyen merdiven zaten başlı başına bir muamma o konuya değinmiyorum..

Yürümeyen merdivenden siz kendiniz yürüyerek ilerlemek suretiynen labirentin diger ucuna gitmek isterseniz.. sanırım siz yanıma gelene kadar benim saçlarımın bir miktarı beyazlamış olur :D ..

Sabah Çayı :)

| 8 Eylül 2007 Cumartesi

şok şok şok ! flaş flaş flaş ! Sabah Çayını Müstesna insan AYTEK efendi ile birlikte içme kararını nasıl aldık !


Cii@Localhost~$:
sakın bana umit verme seveceksen başkasını.. bana toz pembe gorunmez sensiz dunyam cok karanlık..

Cii@Localhost~$:
beni senden daha fazla sevecek kimsem yok artık

Cii@Localhost~$:
ikimiz bir fidanın guller acan dalıyıııııııZzZZZzzzz

Cii@Localhost~$:
:D
Cii@Localhost~$:
şiiiişt Çılgın komando oralardamısın bakayım

AYTEK:
yengeyede böyle maniler okumuyon heralde

Cii@Localhost~$:
olurmu bunlar sadece sana ozgu.. :D

Cii@Localhost~$:
senden baskasına iltifat ettiğim nerede gorulmus

AYTEK:
heeeeee

AYTEK:
ben yinede söylümde

Cii@Localhost~$:
yazı renginde pek hoşmuş pembeli membeli bole

Cii@Localhost~$:
şeker şey sende :D

AYTEK:
e napam galii

AYTEK:
evlenince pöle oluyo

Cii@Localhost~$:
Allah korusun biz delikanlı adamız

Cii@Localhost~$:
renkli takım tutmaz light renklerle yazmayız :)

AYTEK:
prak deli ayaklarını

Cii@Localhost~$:
yakıştıramadım sana komandom

Cii@Localhost~$:
heh bole delikanlı renklerini kullan adamım

AYTEK:
seni görecem klıbıklığını

AYTEK:
erkek herzaman erkektir

AYTEK:
ha

AYTEK:
bide şu var

AYTEK:
erkekliğin 10 da 9 u kaçmaktır

AYTEK:
buda kulağına küpe olsun

Cii@Localhost~$:
Erkekliğin onda 9 u kaçmaktır. dogru.. Taşfırın erkekliğide geride kalan o 10da 1 lik kısımdır..

Cii@Localhost~$:
herkes Taşfırın olamaz !

Cii@Localhost~$:
:D

Cii@Localhost~$:
onun için piyasada senin gibi çok benim gibisi yok

Cii@Localhost~$:
kahretsin ya yine ukalayım :D

AYTEK:
ukala değil

AYTEK:
uyanamamışsın

AYTEK:
aslanım

Cii@Localhost~$:
yok be sınavdan cıktım

AYTEK:
heeyyyy

Cii@Localhost~$:
Hukuk sınavım vardı

Cii@Localhost~$:
vurdum gozune gozune.. :D

AYTEK:
eminönü pohaça satıyor heeeeyyyy

Cii@Localhost~$:
sabah çayı içmeye yanına gelebilirim yani ama biraz israr et ya nolur gel fln diyede ayıp olmasın

Cii@Localhost~$:
eminönünde balık yiyeceksin pohaça her yerde yenilir

AYTEK:
Allah aşkına

AYTEK:
gel

Cii@Localhost~$:
pohaçada getiremmi (Arkadaşın burada gözlerinde dolar işareti belirir gibi simit pohaça beliriyor)

Cii@Localhost~$:
çay senden pohaça benden

AYTEK:
seni nekadar severim bilirsin (Bilmemmiiii)

AYTEK:
hah

AYTEK:
aslanım

Cii@Localhost~$:
aaa ne demek abim bila mukabil sevgi karşılıklı ! (karşılıklı çok severiz birbirimizi !)

AYTEK:
benim

AYTEK:
yiğidim ben

AYTEK:
şimdi

AYTEK:
senin ev nerdeydi

Cii@Localhost~$:
sen bu benim getireceğim pohaçalara bu kadar itibar ettiğine gore.. kesin evden yenge kovmus seni sabah kahvaltısı fln yapmadan

Cii@Localhost~$:
osmangazi mahallesinde ama dediğim gibi ben sınavdan cıktım çarşıdayım

Cii@Localhost~$:
yoksa kahvaltıyamı gelecen

AYTEK:
ya bir çay deemlemişim

AYTEK:
burul burul kokuyor

Cii@Localhost~$:
valla sabah sınav oncesi 2 bardak içtim ama kesmedi

AYTEK:
zarf tümlecine dikkat et

Cii@Localhost~$:
burcu çayı yada karanfil attınmı içine bakam sen onu de bana bi

Cii@Localhost~$:
farkettim ve hatta gizli ozne bile kullanmişsin sana yakıştıramadım

Cii@Localhost~$:
bole gizli saklı iş yapmayı

AYTEK:
ya burada çaycıların kıralına

AYTEK:
bunu demen çok ayıp

AYTEK:
hüüüüft ooooohhhh

Cii@Localhost~$:
hooop orada dur..

Cii@Localhost~$:
iş krallığa vurulacaksa eğer..

AYTEK:
bak

Cii@Localhost~$:
tek kral tanırım oda benim Uğur böcüğüm..

AYTEK:
vaz geçecem

Cii@Localhost~$:
azmı çayını içtim kankamın

AYTEK:
ya işte

Cii@Localhost~$:
onun çayının ustune çay tanımam

AYTEK:
o çay demlemesini öğretende o zaten

AYTEK:
benim ustanm

Cii@Localhost~$:
sen daha çıraksın senin çay içilmez o zaman..

Cii@Localhost~$:
ustandan bişey ogrenememişin..

Cii@Localhost~$:
:D

AYTEK:
sen bilirsin

Cii@Localhost~$:
ama şimdi usta'nın 78 km uzakta oldugunu goz onunde bulundurursak senin o zarf tümleçli çayından bir miktar içebilirim

Cii@Localhost~$:
ama dediğim gibi israr etmen lazım birazcık

AYTEK:
valla burul burul dedik

AYTEK:
sen bilirsin yaniii

AYTEK:
tümleci anlayamamışsın

AYTEK:
zamir sıfatı felan yani

Cii@Localhost~$:
kardeşim ben sayısalcıyım.. neyime lazım turkce edebiyat fln..

Cii@Localhost~$:
:D

AYTEK:
geç bunları

Cii@Localhost~$:
sen biliomusun hukuğa çalışıcam içinde bir tek formul yok işlem yok diye 3 aydır akla karayı seçtim

Cii@Localhost~$:
kitabı acınca uykum geliyor

AYTEK:
geliyonmu

Cii@Localhost~$:
niye ?

Cii@Localhost~$:
cazibesi bile yok

AYTEK:
gelmiyonmu

Cii@Localhost~$:
geliyorum tabiki

AYTEK:
ii by o zaman

AYTEK:
gidip kendime bi çay doldurayım

Cii@Localhost~$:
pohaça istiyosan gelirken alayım

AYTEK:
heee

AYTEK:
ya börekle pohaça da al

AYTEK:
heh

AYTEK:
bide karaköy

AYTEK:
bende

AYTEK:
zeytinde

AYTEK:
olacaktı

Cii@Localhost~$:
ben kahvaltı yaptım ben sana alıcam pohaça

AYTEK:
atıştırırız bişeyler çayın yanında işte

Cii@Localhost~$:
tmm ayarlarım ben

AYTEK:
ya

AYTEK:
simidi unutmuşum

AYTEK:
simitte al

Cii@Localhost~$:
oldu ben pastaneyi getireyim canım sana

AYTEK:
ben gidip şu çaya bidaha bakayım

Cii@Localhost~$:
sen seç begen.. ben sonra geri bırakırım almadıklarını.

Cii@Localhost~$:
la iyiki bi çayın var..

Cii@Localhost~$:
gözüna baka baka mundar edecen bu seferde..

Cii@Localhost~$:
:D

AYTEK:
aaaaaaaaaa

AYTEK:
bak şimti kalbim

AYTEK:
kırıldı

AYTEK:
yani bizim çayı öyle bi yamana attınki

Cii@Localhost~$:
tmm tmm duygu somurme

Cii@Localhost~$:
geliorm şimdi..

AYTEK:
bir iki simit pohçayımı

AYTEK:
la git

AYTEK:
galsın

AYTEK:
istemiyom

Cii@Localhost~$:
ay canöm canöm.. kırılırmışta

Cii@Localhost~$:
iyi tmm ben yinede geliorm çay içmeye simitsiz pohaçasızda olsa

AYTEK:
la get

AYTEK:
tamam

AYTEK:
asmadan gabak

Cii@Localhost~$:
bana ankaraca konusma kardeşim anlamıyorum

AYTEK:
fırfırdan dümen yapma

Cii@Localhost~$:
anladıgım dilden irtibatlaş benimle

Cii@Localhost~$:
iyi lan iyi tmm mız mız yaptın sende iyice getiriyoruz pohaçanı boreğini